1 MİLYON ESER

İstanbul Arkeoloji Müzesi, tarihi mirası ve içerisinde yer alan 1 milyonu aşkın eser sebebiyle hem dünya hem de ülkemiz açısından hayli önemli bir yere sahip. Türkiye’de görülmesi gereken müzeler içerisinde ilk sıralarda yer alan İstanbul Arkeoloji Müzesi, ülkemizdeki müzeciliğin gelişiminde de etkin bir rol oynamış.Osmanlı Dönemi’nden bizlere miras kalan bu dünya çapındaki müze, kültür ve sanata meraklı gezginler tarafından görülmesi gereken bir durak niteliğinde. Göz alıcı bir görkeme sahip müzede, Avrupa’dan Afrika’ya uzanan Osmanlı İmparatorluğu topraklarını kapsayan çok geniş yelpazede eserler mevcut.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olan İstanbul Arkeoloji Müzesi, İstanbul’un tarihi semti Sultanahmet’te yer alıyor. Topkapı Sarayı ve Sarayburnu arasında konumlanan ünlü Gülhane Parkı’na çok yakın bir yerde bulunan müze, Osman Hamdi Bey Yokuşu’nda ziyaretçilerini bekliyor. Osman Hamdi bey yokuşundan müzeye doğru çıkarken bile tarihin içinden geçerek yürümektesiniz. Yokuşun sağ tarafında bir çok sütun ve lahit parçaları bulunmaktadır.

Ayrıca burası nefes kesici güzellikteki koleksiyonların yanı sıra sahip olduğu bahçesiyle de doğal ve tarihsel bir değer taşıyor.

Dünya’da müze binası olarak tasarlanan ve bu amaçla kullanılan ilk 10 arasında yer alır İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin Binaları. Tarihi Fatih Sultan Mehmet’e kadar dayanmakta olan koleksiyonların Osmanlı’dan miras kalması ve yapılan bir çok kazı çalışması ile bugünkü zenginliğine kavuşur.

Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye Cumhuriyeti’ne miras kalan İstanbul Arkeoloji Müzesi, ülkemizdeki ilk müzecilik çalışmalarını bünyesinde topluyor. Sistematik bir biçimde müzeciliğin kurumsal olarak ortaya çıkışına öncülük eden İstanbul Arkeoloji Müzesi, 1869 yılında ‘Müze-i Hümayun’ yani İmparatorluk Müzesi olarak kurulmuş

Osman Hamdi Bey’in 1881 yılında müze müdürlüğüne atanması sonucunda Türk müzeciliğinde bir çığır açılmış. Osman Hamdi Bey; Myrina Antik Kenti, Kyme Antik Kenti, Lagina Hekate Antik Kenti, Nemrut Dağı gibi çeşitli yerlerde kazılar yapmış ve buradan gelen değerli eserleri müzede toplamış.

Günümüzde Lübnan dolaylarında bulunan Sayda’da 1887-1888 yılları arasında yaptığı çalışmalar sonucunda Krallar Nekropolü’ne ulaşan Osman Hamdi Bey, ünü tüm dünyaya yayılan İskender Lahdi’ni de müzeye kazandırmış.

Şu anda Arkeoloji Müzesi giriş kat salonlarında; sağ tarafta Arkaik Dönem’den Roma Dönemi’ne Antik Çağ heykellerini, sol tarafta ise Sidon Kral Nekropolü’nden gelen İskender Lahdi, Ağlayan Kadınlar Lahdi, Tabnit Lahdi gibi dünyaca ünlü eşsiz eserleri görmek mümkündür. İki katlı binanın üst katında ise Hazine Bölümü, Gayri İslami ve İslami Sikke Kabineleri ile Kütüphane bulunur. Ek binada bodrum katta 1998 yılında açılmış olan “İstanbul Çevre Kültürleri” bölümü, değişik çağlara ait civar buluntu ve tümülüs kazılarında ortaya çıkarılmış eserlerin sergilendiği salondur ve “Thrakia-Bithynia ve Bizans” bölümlerine sahiptir. Bu bölüm yeni düzenleme ile üst kata alınmıştır.

İskender Lahdi Sayda Lahitleri, 1887 yılında Osman Hamdi Bey tarafından ortaya çıkarılan Sayda’daki (Sidon) kral mezarlarına ait lahitlerdir. İskender Lahdi,  İstanbul Arkeoloji müzelerindeki en önemli eser kabul edilmektedir.

Sidemara Lahti

 32 ton ağırlığında dünyanın en büyük lahtidir. Roma döneminde, milattan sonra 3. yüzyılda yapılan Sidemara Lahti, 1898’de Konya’nın Ambar köyündeki kazılarda bulundu. Osman Hamdi Bey tarafından, 1909’da İstanbul’a getirilip müze koleksiyonuna katıldı. Bilinen en büyük lahit. 4 metre uzunluğunda, 3.5 metre yüksekliğinde, Roma dönemindeki soylu bir aileye ait olduğu sanılıyor. Dört yüzeyinde figürler var. Kapağında lahdin ait olduğu kişi ile karısı yarı uzanmış şekilde, kızlarıyla tasvir ediliyor. Bir yüzünde av sahnesi bulunuyor.

Ağlayan kadın lahti

Ağlayan Kadınlar Lahdi Osman Hamdi Bey tarafından 1877 yılında Sayda’daki kral mezarlarında, Iskender Lahdi ile aynı mezar odasında  bulunmuştur. Roma döneminden önceye ait sütunlu lahitlerden olup, işçiliği ile dünya lahitlerinin en önemlilerinden biri sayılır. Hellenistik dönem eseridir. MÖ 360 yılında ölen Sayda Kralı Straton’a ait olduğu ya da Sayda’lı bir zengin için yapıldığı tahmin edilmektedir.

Lykia lahdi(sayda lübnan) 5.yy

Tabnit’in Lahidi(sayda, Lübnan) 6.yy

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir